“Herkes için Psikoloji”

Psikoterapi hizmetinin ancak toplumun olabildiğince her kesimini kapsayabildiğinde psikoloji biliminin etik anlayışını yerine getirmiş olacağına inanıyoruz... Bu anlayışa destek olabilmek adına “Herkes için Psikoloji” mottomuzla hayatınızın en keskin dönüm noktalarından biri olan üniversite yıllarındaki yeni yetişkinler için  ulaşılabilir olmayı hedefliyoruz.

YENİ Psikoloji Ailesi olarak ihtiyacı olan lisans ve yüksek lisans öğrencilerine belirli bir kontenjan dahilinde uygun ücretle terapi hizmeti sağlıyoruz.

 

Sıkça Sorulan Sorular


Niye üniversite öğrencileri?

Üniversite yılları hayat akışımızdaki belki de en keskin dönüşlerden biri… Yaş itibariyle yetişkin olduğumuz ama henüz birçoğumuzun kendi ayaklarımız üzerinde durmaya başlamadığı veya yolun başında olduğumuz bir dönüşüm süreci.

Büyüme sürecimizin en hatırı sayılır zamanları, ne olmak istediğimize karar vermeye çalışmaktan, kim olduğumuzu keşfetmeye uzanan çalkantılı, heyecanlı bir o kadar da zorlayıcı olabilecek bir dönem olduğu için üniversitelilerin yanında olmayı önemsiyoruz. 

Terapi süreci nasıl ilerleyecek?

 Terapi sürecinin sabit bir ilerleyiş şekli yoktur. Danışanın ihtiyaçlarına göre şekillenir.

Belirli bir kontenjan dahilinde uygun ücretle terapi hizmetinden lisans ve yüksek lisans öğreniminiz boyunca yararlanabilirsiniz.  Randevu talebiniz sonucunda YENİ Psikoloji bünyesindeki uygun terapist ile seansınız oluşturulacaktır.

Psikoloji öğrencisi mi olmam gerekiyor?

Belirli bir kontenjan dahilinde uygun ücretle terapi hizmetiz sadece psikoloji öğrencilerine değil bütün alanlardan öğrencilere açıktır. Lisans ya da yüksek lisans sürecinde olmanız yeterlidir.

Bu hizmetten nasıl yararlanabilirim?

YENİ Psikoloji’de terapi seansları kurum ile telefon aracılığı ile irtibat kurularak oluşturulmaktadır.  05059959896 nolu numaradan randevu talep edebilirsiniz. 

 

Psikologlar psikoterapi uygulayarak her yaştan insanın daha mutlu, sağlıklı ve üretken hayatlar sürmeleri için çalışırlar. Araştırma verilerine dayalı psikoterapi teknikleri ile daha verimli alışkanlıklar geliştirilmeye çalışılır. Psikoterapi şemsiyesi altında Psikodinamik, Bilişsel Davranışçı, Bireyler Arası ve çok daha fazla yaklaşım bulunmaktadır. Bu yaklaşımların hepsi de bireylerin problemlerini çözmek için çalışırlar. Psikoterapi danışanın ve psikoloğun ilişkisine ve ortak çalışmasına dayalı çözüm odaklı bir değişim ve dönüşüm sürecidir. Psikologlar danışanlarına güvenli, tarafsız, objektif ve yargılardan uzak bir alan sunarak bireylerin kendi iç dünyalarını paylaşmalarına aracı olurlar. Psikoterapinin etkin olduğu bir takım çalışma alanları şunlardır: günlük yaşam zorlukları, travma, tıbbi hastalıklarla mücadele, ölüm, kayıp, yas, depresyon, kaygı, fobiler, takıntılar. Psikoterapi, semptomları hafifletmenin ötesinde bireylerin yaşam kalitesini artırmada, yeteneklerini keşfetmede, her türlü alanda performanslarını geliştirmelerinde de etkin rol oynar. Psikoterapi uygun olduğu noktada ilaç tedavisi ile eş zamanlı yürütülebilir.

Psikoterapi seansları bireysel, çift, aile veya grup olarak gerçekleştirilebilir ve hem çocuklara hem de yetişkinlere destek olmak adına yapılandırılabilir. Genellikle seanslar haftada bir ve elli dakika olarak gerçekleştirilir. Psikoterapi sürecinde hem danışan hem terapist aktif olarak rol almalıdırlar. Terapist ve danışana arasındaki güven ve ilişki etkin olarak birlikte çalışmanın ve terapiden en üst düzeyde fayda alınmasının temelini oluşturur. Psikoterapi terapiye getirilen konuların içeriğine sürecine ve karmaşıklığına göre kısa vadeli (birkaç seans) veya uzun vadeli (aylar, yıllar…) olarak devam edebilir. Terapinin hedefleri, ne kadar sıklıkla ve ne kadar süre ile bir araya gelineceği, danışan ve terapist tarafından birlikte kararlaştırılır. Gizlilik psikoterapide esastır.

Araştırmalar, psikoterapötik destek alan kişilerin semptomlarında anlamlı bir azalma olduğunu ve günlük yaşamlarında daha işlevsel bir akış içerisinde olduklarını ortaya koymaktadır. Terapiye giden kişilerin neredeyse %75’i psikoterapiden fayda görmüşleridir. Psikoterapinin duygu ve davranış boyutunda iyileştirici ve geliştirici etkisi vardır aynı zamanda beyinde ve bedende pozitif değişimler ile anlamlı bir ilişkisi bulunmaktadır.

EMDR, Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme, güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin başarıyla tedavi edilmesini sağlamıştır.

Eye Movement Desensitization and Reprocessing (EMDR) ilaç ve hipnoz kullanılmadan yapılan bir psikoterapi uygulamasıdır. Terapist, danışanın gözlerini sağa ve sola hareket ettirerek (ki bu genelde terapistin parmağını gözlerle takip etmek şeklinde olur), beyninin her iki yarım küresini hafifçe uyarır ve bu şekilde danışanın kendisini rahatsız eden bellek ve duygulara yoğunlaşmasını sağlar. Buna alternatif olarak, dikkatin bir yönden diğer bir yöne aktarılmasını sağlayan çeşitli aletler de bulunmaktadır. Bu hızlı göz hareketleri (genellikle uykunun REM evresinde ortaya çıkar) veya dikkatin farklı yönlerden gelen uyarılara odaklanması, danışanın iyileşme sürecini hızlandırdığı düşünülmektedir.

Somatik Deneyimleme Yöntemi, travma ve diğer stres bozukluklarının iyileşmesine beden odaklı bir yaklaşımdır. Bu yöntem; Stres Fizyolojisi, Psikoloji, Etoloji, Biyoloji, Nörobilim, Yerli Şifa Uygulamaları ve Tıbbi Biyofizik ile ilgili multidisipliner çalışmasının 45 yılı aşkın başarılı klinik uygulamasıyla ortaya çıkan, Dr. Peter A. Levine'nin hayatının çalışmasıdır. SD ™ yaklaşımı, Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nu ve duygusal, erken gelişimsel bağlanma travmasının yaralarını dönüştürmenin anahtarı olan travmatik şoku serbest bırakır.

Bir kişinin savaş, kaç veya donma yanıtlarında nerede “sıkışıp kaldığını” değerlendirmek için bir çerçeve sunar ve bu sabitlenmiş fizyolojik durumları çözmek için klinik araçlar sağlar. Mental sağlık, ilaç tedavisi, fiziksel ve mesleki terapiler, egzersizler, bağımlılık tedavisi, ilk müdahale, eğitim ve diğerleri de dahil olmak üzere çeşitli iyileştirici mesleklere uygun etkili becerileri sağlar.

Somatik Deneyimleme yaklaşımı; kişiyi koruyucu motor tepkilerin sonuçlandırılmasını ve bedene sıkışmış hayatta kalma enerjisinin salınmasını kolaylaştırır, böylece travma semptomlarının temel nedenini hedef alır. Bunu sağlamak için, danışanlara zor bedensel duyumlarına ve bastırılmış duygularına tolerans geliştirmelerini destekleyecek şekilde nazikçe rehberlik edilir.

Psikodinamik Terapi; davranışların ve iyi-oluş halinin, çocukluk deneyimleri ve bilinçdışı (kişinin farkındalığının dışında) olan uygunsuz tekrarlayan düşünceler veya hislerden etkilendiği fikrine dayanır. Kişi, kendi farkındalığını geliştirmek ve eski örüntülerini değiştirmek için terapistle birlikte çalışır ve böylece yaşamını daha iyi kontrol altına alabilir.

Çözüm Odaklı Terapi, insan hayatında değişimin devamlı olduğunu baz alarak terapist ve danışanın beraber çalışarak danışanın hayal ettiği gelecek doğrultusunda ilerlediği bir terapi yaklaşımıdır. Çözüm odaklı terapinin odağı sorunların kaynağı değil çözümlerin kaynağıdır. Bu çözümler de danışanın kişisel kaynaklarında bulunur. Çözüm odaklı terapi sürecinde, danışanın terapiden beklentileri, bu beklentileri gerçekleştirmek için atılacak adımlar ve gerçekleşen beklentiler sonucunda danışanın hayatındaki değişiklikler üzerine yoğunlaşılır.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT); insanların sahip olduğu zararlı veya yararsız olan düşünce ve davranış örüntülerini tanımlamasına, onları doğru düşünce ve işlevsel davranışlarla değiştirmesine yardımcı olur. Bir kişinin mevcut sorunlarına ve onları nasıl çözebileceğine odaklanmasına destek veren BDT yaklaşımı genellikle yeni becerilerin “gerçek dünyada” pratik edilmesini içerir. BDT; depresyon, anksiyete, travma ve yeme bozuklukları gibi çeşitli başlıkların çalışılmasında yardımcı olabilir.

Çift Terapisi, çiftlerin yaşadıkları sorunlara odaklanıp bu sorunlara çözüm getirmeyi amaçlayan bir terapidir. Terapi sürecinde terapistin yönlendirdiği, çiftler arası diyaloglar kurulur. Çiftler seanslara genellikle beraber katılsalar da tek bir kişiye ilişkisi üzerinden de çift terapisi uygulanabilir. Çift terapisinin temel amacı çiftlerin birbirlerini ve yaşadıkları problemleri anlayabilmeleridir. Bu anlayış ve açık iletişim ile birlikte bu problemlere çözüm getirilmeye çalışılır. Çiftlerle olan çalışmaların uzun vadeli etkisi söz konusudur. Terapiye katılan bireyler, kendileri ve diğer aile üyeleri hakkında daha fazla şey öğrenmektedirler. Bireylerin birbirleri ile kurdukları yakın ilişkiler desteklenmektedir

Aile Terapisi, değişimi ve gelişimi sağlamak adına aile içindeki yakın ilişkilerin çalışıldığı bir psikoterapi dalıdır. Bireylerin diğer insanlarla kurdukları ilişkiler, ruh sağlıkları ve duygusal doyumları açısından çok önemlidir. Özellikle ebeveyn, eş ve çocuklar gibi kişilerle kurulan yakın ilişkilerde, bu rol daha belirgin bir hal alır. Aile terapisinde amaç, aile içinde yaşanan yaşanan zorlu ve sıkıntılı süreçlerin ele alınarak çatışmaların çözülebilmesi ve tüm aile üyelerinin sağlıklı yönde değişiminin ve gelişiminin sağlanmasıdır. Aile ile olan çalışmaların uzun vadeli etkisi söz konusudur. Terapiye katılan bireyler, kendileri ve diğer aile üyeleri hakkında daha fazla şey öğrenmektedirler. Bireylerin birbirleri ile kurdukları yakın ilişkiler desteklenmektedir.